Haziran 22, 2008
Sükuttan Sonra..

Söyleyemeyip içime attığım bütün zamanlara selam olsun. İçimde kalacaklar..
Söyleyip de bir türlü anlatamadıklarım merhaba. Asla anlatılamayacaksınız..

Söyleyemeyip içime attığım bütün zamanlara selam olsun. İçimde kalacaklar..
Söyleyip de bir türlü anlatamadıklarım merhaba. Asla anlatılamayacaksınız..
Gözlerin ipekyoludur ömrümün
Akasya yüklü kervanlar geçer
Çan sesleri arasında bir fener
Yanar söner yanar söner yanar söner Keep reading →

Öyle yorgun düşmüşüm ki
acının mavzerini taşımaktan
bulanık sular basıyor birden
bütün mevzilerimi
sonra çöle kesiyor içim
Seninle buluşmamız ne kadar zor olsa da,
Senden sadece beni sevmeni istiyorum.
Beş dakika baş başa kalmamız suç olsa da
Senden sadece beni sevmeni istiyorum.

Gidilen her yol sana çıksa, çıkmaz sokak levhalarına çarpıyorum. Mayınlarına basıyorum teselli dolu sözlerinin. Temenniler dökülürken avuçlarından, parçalarım dört bir yana savruluyor. Haberin olmuyor darmadağınıklığımdan. Dermanımı dindiren yokluğun, derdimin deryası oluyor sevgili. Haberin olmuyor derdimden. Keep reading →

“Şavkıması sana doğru yolların
Sana doğru denizlerin çağrısı
Çırıl çırıl ötelerde bir güzel
Günaydınım, narçiçeğim, sevdiğim”
Fevzi Halıca (Narçiçeğim isimli şarkının güftesinden)
Işıkların sana doğru yanıp söndüğü bir deniz fenerindeyim. Gelme ihtimallerinin poyrazında, asayişini kolluyorum gelip geçen gemilerin. Berkemal değil buralar ki yoksun hala ufukta. Denizin dalgası senden yana hep, balıkların başını sudan çıkardığı anlarda, görmeyi ümit ettikleri suret sana ait.
Bu bir rüya sevdiğim ve her sabah uyandığımda “günaydınım”sın benim. Gözlerim açılmadan, gözkapaklarıma açılan narçiçeklerinin o kırmızı taravetidir, gamzenin hatırdaki karşılığı. Sen hep gül sevgili.

Merhaba nihayet bahar.
Merhaba doğum günüyle bahara merhaba dedirten Yunus
Taze filizlerin dallara yürüdüğü mevsimde doğmuşsun. Toprak rehavetinden sıyrılıp, gonca çiçekler açılınca binbir neşveyle, tabiat uyanırken uykusundan, badem gözlerinin güzelliğine şahit olmuş kadınlar.
Denizin derinliklerinden suyun yüzüne çıkan istiridyeler, gelişinle şenlenen yağmur bulutlarına bakakaldığında, Nisan’ın ilk yağmurları düşmüş bağırlarına ve eşsiz inciler o vakit peyda olmuş karınlarında.
Kuzular da doğdu doğacak ya bembeyaz. Anasının kuzusu Yunus doğmuş Nisan’da. Nev-bahara dönmüş güz, gülnihale durmuş bağ bahçe.
Bütün hasretleri koyup ceplerime, pür-neşe ile yazılmış tüm yazıları ezbere okuyarak, samimiyetimi bütün giydirerek ruhumun her bir köşesine, dilimden akamayan sözleri, satırlarıma dizerek yazıyorum:
İyi ki doğdun. Mevlam iki cihanda mutluluğunu daim eylesin. Sevdiklerinle..
Eyvallah.